İltica Hukuku, Legal Consulting, Mesleki Makaleler

Hollanda’da İltica Reddi Sonrası kalma 

Soru : Sınır Dışı (Deport)  Sürecinde Hangi Hukuki Yolları kullanarak ülkede kalmaya devam edebilirsiniz?

Hollanda’da yapılan iltica başvurusunun reddedilmesi ve bu kararın Raad van State (Danıştay) tarafından da onanması, dosyanın hukuken kesinleştiği anlamına gelir. Bu aşamada kişi artık sınır dışı (uitzetting) süreciyle karşı karşıyadır.

Ancak bu durum, tüm yolların kapandığı anlamına gelmez. Uygulamada bazı durumlarda hem süre kazanmak hem de yeni bir oturum zemini oluşturmak mümkündür.

Bu yazıda, bu aşamada başvurulabilecek yolları sistematik şekilde ele alıyoruz.

1. Yeni İltica Başvurusu (Herhaalde Asielaanvraag)

Kesinleşmiş ret kararından sonra yeniden başvuru mümkündür; ancak bunun için:

  • Yeni olgular veya deliller  ortaya çıkması. (Nova)
  • Menşei ülke koşullarında değişiklik (örneğin Türkiye’de baskıların artması).
  • Önceki ülkede korumanın fiilen yetersiz olması (örneğin Yunanistan’da barınma veya sağlık hizmetlerine erişimin yeterli olmaması)
  • Yeni bireysel riskin doğması (örneğin kişinin yurt dışında daha görünür hâle gelmesi).
  • İnsani nedenler  (sağlık, aile birleşimi, çocukların yüksek yararı)

gereklidir.Aksi halde başvuru hızlı şekilde reddedilir.Bu konunun detaylarını sıtemızde daha önce yayınladığımız “İkinci iltica hakkı” başlıklı makalemizde bulabilirsiniz. 

2. Sağlık Nedeniyle Erteleme (Artikel 64)

Artikel 64 nedir?

Artikel 64, Hollanda’dan ayrılması gereken bir yabancının, sağlık durumu nedeniyle geçici olarak seyahat edememesi veya ülkesine döndüğünde tıbbi açıdan kabul edilemez derecede ağır sonuçlarla karşılaşma riski bulunması halinde, sınır dışı işleminin ertelenmesine imkân tanır. Bu düzenleme bir oturum izni vermez; sadece kişinin belirli bir süre için Hollanda’dan çıkarılmasını askıya alır.

Hangi durumlarda uygulanabilir?

IND’nin yayımladığı resmi bilgiye göre, Artikel 64 başvurusu özellikle şu durumlarda gündeme gelir:

Kişi sağlık durumu nedeniyle seyahat edemiyorsa; örneğin BMA değerlendirmesine göre yolculuk tıbben mümkün değilse. Ayrıca hamilelik ve doğum çevresindeki belirli dönemlerde, tüberküloz tedavisi sürerken veya kişinin sağlık durumu nedeniyle uçuşun mümkün olmaması halinde de erteleme söz konusu olabilir.

Bunun yanında, kişi sınır dışı edildiğinde tıbbi bir acil durum ortaya çıkacaksa da Artikel 64 gündeme gelir. IND sayfasında buna örnek olarak şu riskler verilir: kişinin ölmesi, kısa sürede çok ağır hastalanması veya ciddi şekilde engelli hale gelmesi; günlük temel ihtiyaçlarını artık kendi başına karşılayamayacak duruma gelmesi; ya da zorunlu psikiyatrik yatış gerektiren bir durumun ortaya çıkması. Ayrıca kişinin gönderileceği ülkede gerekli tedavinin bulunmaması veya fiilen erişilememesi de değerlendirmede önemlidir.

Bu başvuruda kim karar verir?

Kararı veren kurum IND’dir. Ancak IND, tıbbi değerlendirmeyi kendisi yapmaz; bunun için Bureau Medische Advisering (BMA) adlı uzman birimden sağlık görüşü alır. BMA, başvuru sahibinin doktorundan veya tedavi ekibinden bilgi ister ve mevcut tıbbi durum, tedavinin niteliği, yolculuğa elverişlilik ve tedavinin kesilmesinin muhtemel sonuçları gibi konularda görüş bildirir.

Pratikte bu şu anlama gelir: başvurunun başarısı, sadece “kişi hasta” demeye değil, iyi hazırlanmış, güncel ve teknik olarak yeterli tıbbi evraka dayanır.

Başvuru formu nasıl hazırlanır?

IND bu başvuru için özel bir form yayımlar: “Aanvraag voor uitstel van vertrek op grond van artikel 64 Vreemdelingenwet (Vw) – formulier 7041.” Bu formda başvuru sahibinin bilgileri, tedavi bilgileri ve sağlık profesyonelinin dolduracağı bölümler yer alır. Formun yapısından da anlaşıldığı üzere, başvuru yalnızca hukuki bir dilekçe değil, aynı zamanda medikal içerikli teknik bir dosya olarak hazırlanmalıdır.

Artikel 64 verildiğinde kişi ne kazanır?

Artikel 64 kabul edilirse kişi geçici olarak Hollanda’dan ayrılmak zorunda kalmaz. IND’nin resmi sayfasına göre bu erteleme, kişinin sağlık nedeniyle ayrılamadığı dönem için verilir ve en fazla 1 yıl olabilir.

Buradaki çok önemli nokta şudur: bu karar kişiye doğrudan bağımsız ve kalıcı bir oturum statüsü vermez. Yani Artikel 64, “artık Hollanda’da oturum aldı” anlamına gelmez; yalnızca “şimdilik sınır dışı edilemez” sonucunu doğurur.

1 yıl sonra ne olur?

Eğer kişi 1 yıl veya daha uzun süre Artikel 64 kapsamında erteleme aldıysa, bazı koşullar altında bu kez “verblijfsvergunning medische behandeling”, yani tıbbi tedavi temelli oturum izni başvurusu yapabilir. IND’ye göre bu başvurunun doğrudan o bir yıllık sürenin bitimine bağlı zaman penceresi içinde yapılması gerekir; resmi açıklamada bu süre, 1 yıllık dönemin bitiminden 28 gün önce ile 28 gün sonra arasında olarak belirtilmiştir. Ayrıca kişinin hâlâ tedavi görüyor olması ve kendi ülkesinde tedavinin bulunmaması veya erişilememesi gerekir. Bu başvuruda gelir ve tedavi masraflarına ilişkin bazı genel koşullar, bu özel grup için aranmaz.

Bu nedenle Artikel 64 bazı dosyalarda yalnızca geçici bir koruma değil, aynı zamanda sonraki tıbbi oturum başvurusuna giden bir ara hukuki köprü işlevi de görebilir. Bu, her dosyada otomatik değildir; ama stratejik açıdan çok önemlidir.

Her sağlık sorunu Artikel 64 için yeterli midir?

Hayır. Uygulamada en sık yapılan hata budur. Her hastalık, her psikolojik sıkıntı veya her tedavi süreci Artikel 64 sonucunu doğurmaz. Ölçüt, kişinin gerçekten seyahat edememesi veya geri dönüş halinde kısa vadede ağır tıbbi acil durum riskinin doğmasıdır. Bunun da somut ve güncel tıbbi verilerle gösterilmesi gerekir.

Özellikle psikiyatrik dosyalarda, sırf tanı bulunması yeterli olmaz. Riskin ağırlığı, tedavinin zorunluluğu, ilaçların sürekliliği, bakım ihtiyacı ve geri gönderme halinde beklenen sonucun açık biçimde raporlanması gerekir. Aynı şekilde fiziksel hastalıklarda da yalnızca kronik hastalık varlığı değil, tedavi kesilmesinin sonucu belirleyicidir.

Hamilelikte Artikel 64 olur mu?

Evet, bazı durumlarda olabilir. IND’nin resmi açıklamasında, hamile veya yeni doğum yapmış kişinin belirli bir dönem uçamayabileceği belirtilir ve bu durumda genellikle doğumdan 6 hafta önce ile doğumdan 6 hafta sonrasına kadar erteleme verilebildiği ifade edilir.

Ancak burada da otomatik ve sınırsız bir koruma yoktur; süre ve koşullar duruma göre değerlendirilir.

3. Fiili Engeller

Bazı durumlarda sınır dışı kararı alınmış olsa bile deport işlemi hukuken değil, fiilen uygulanamaz. Bu tür durumlara uygulamada “feitelijke belemmeringen” (fiili engeller) denir.

Bu, kişiye doğrudan bir hak veya oturum sağlamaz; ancak sınır dışı işlemi geçici olarak gerçekleştirilemez hale gelir.

Hangi durumlar fiili engel sayılır?

En sık karşılaşılan örnekler şunlardır:

  • Seyahat belgesi (Reisdocument) alınamaması
    Kişinin pasaportu yoksa ve ilgili ülke konsolosluğu yeni belge düzenlemiyorsa deport teknik olarak yapılamaz.
  • Menşe ülkenin geri kabul etmemesi
    Bazı ülkeler kendi vatandaşlarını geri kabul etmez veya süreci bilinçli şekilde uzatır.
  • Kimlik tespitinin yapılamaması
    Kişinin kimliği kesin olarak belirlenemiyorsa, hangi ülkeye gönderileceği netleşmez.
  • Uçuş veya lojistik engeller
    Güvenlik, sağlık veya diplomatik nedenlerle uçuş organize edilememesi.

Bu durumda kişi ne kazanır?

Bu tür bir engel varsa:

  • Kişi fiilen Hollanda’da kalmaya devam eder
  • Deport işlemi askıya alınmış gibi görünür

Ancak burada kritik nokta şudur:

-Bu durum hukuki bir statü vermez
-Kişi hâlâ “sınır dışı edilmesi gereken kişi” statüsündedir

Bu durum kalıcı hale gelir mi?

Hayır. Fiili engeller genellikle:

  • geçici kabul edilir
  • Süreç devam ettikçe çözülmesi beklenir

Örneğin:

  • Konsolosluk daha sonra belge verebilir
  • Kimlik tespiti yapılabilir
  • Ülke geri kabul etmeye başlayabilir

Bu durumda deport süreci yeniden aktive edilir.

Fiili engeller, tek başına bir çözüm değildir; ancak doğru kullanıldığında:

  • zaman kazandırır
  • Bu süre içinde:

-yeni iltica başvurusu

– sağlık başvurusu (Artikel 64)

-evlilik veya çalışma temelli oturum gibi alternatif yollar hazırlanabilir

Fiili engeller, sınır dışı sürecinde önemli bir rol oynar; ancak bu durum:

  • bir hak değil
  • geçici bir fiili durumdur

Bu nedenle, bu süreci sadece “bekleme” olarak değil, aktif bir hukuki strateji dönemi olarak değerlendirmek gerekir.

4. AİHM Başvurusu (Rule 39)

Hollanda’da iltica başvurusu reddedilmiş, iç hukuk yolları büyük ölçüde tüketilmiş ve kişi sınır dışı edilme tehlikesiyle karşı karşıya kalmışsa, bazı istisnai durumlarda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) acil başvuru yapılabilir. Bu başvurunun en önemli aracı, AİHM İçtüzüğü’ndeki Rule 39 interim measures (geçici önlemler) mekanizmasıdır. Rule 39, Mahkemenin, istisnai durumlarda, başvurucu sınır dışı edilirse telafisi imkânsız bir zarar doğacaksa devlete geçici tedbir göstermesine imkân tanır.

Rule 39 tam olarak nedir?

Rule 39, AİHM’nin verdiği geçici tedbir kararıdır. Bu karar, davanın esasını çözmez; sadece Mahkeme dosyayı inceleyene kadar geri dönüşü olmayan bir zarar oluşmasını önlemeyi amaçlar. AİHM’nin resmi açıklamasına göre bu tedbirler yalnızca “istisnai durumlarda” ve “bir Sözleşme hakkına yönelik yakın ve telafisi imkânsız zarar riski” bulunduğunda uygulanır. Tedbir kararı verilmesi, daha sonra esas davada mutlaka ihlal kararı çıkacağı anlamına gelmez.

En çok hangi durumlarda kullanılır?

Rule 39 en sık sınır dışı (deport) , iade (extradition)  dosyalarında gündeme gelir. AİHM’nin factsheet’ine (bilgi formuna) göre başvuruların çoğunda talep, kişinin deport edilmesinin veya iade edilmesinin durdurulmasıdır. Özellikle geri gönderildiğinde işkence, kötü muamele, ölüm riski veya insanlık dışı muamele tehlikesi iddia edilen dosyalar Rule 39 bakımından çekirdek alanı oluşturur. Bu çerçevede en çok AİHS madde 2 (yaşam hakkı) ve madde 3 (işkence ve kötü muamele yasağı) gündeme gelir.

Hangi riskler Rule 39 için yeterli olabilir?

AİHM’nin resmi materyallerine göre Rule 39 için esas ölçüt, yakın, ciddi ve telafisi mümkün olmayan bir zarar riskidir. Uygulamada şu tür iddialar bu kapsamda öne çıkar:

Kişinin gönderileceği ülkede işkence görme veya ağır kötü muameleye maruz kalma riski; ölüm cezası ya da yaşam hakkını ciddi biçimde tehdit eden bir durum; sağlık durumunun sınır dışı ile birlikte ağırlaşması ve uygun tedaviye erişimin bulunmaması; istisnai durumlarda da özel ve aile hayatına yönelik telafisi imkânsız zarar. AİHM, Article 8 yani aile hayatı alanında da Rule 39 uygulamıştır; ancak bu çok daha istisnai bir alandır.

Aile hayatı gerekçesiyle Rule 39 olur mu?

Olabilir, fakat bu çok dar bir alandır. AİHM’nin factsheet’inde açıkça, Rule 39’un istisnai olarak özel ve aile hayatına ilişkin dosyalarda da uygulanabildiği, ancak bunun için özel veya aile hayatına yönelik yakın ve telafisi imkânsız bir zarar gösterilmesi gerektiği belirtilir. Dolayısıyla “eşim burada”, “çocuğum burada okuyor” gibi genel aile hayatı iddiaları tek başına yeterli görülmez; riskin gerçekten geri döndürülemez olması gerekir.

Sağlık sorunlarında Rule 39 mümkün mü?

Evet, bazı sağlık dosyalarında da mümkündür. AİHM örnek kararlarında, ağır hastalığı bulunan kişilerin sınır dışı edilmesi halinde tedavinin kesilmesi, tıbbi durumun hızla kötüleşmesi veya güvenli transferin mümkün olmaması gibi hallerde Rule 39 uygulanabildiğini göstermektedir. Ancak burada da ölçüt, sıradan bir hastalık varlığı değil; ağır sonuç doğuracak, yakın ve telafisi imkânsız tıbbi risktir. Mahkeme özellikle kişinin sağlık durumu ve gönderileceği ülkede uygun tedavinin varlığı meselesine dikkat etmektedir.

Rule 39 başvurusu ne zaman yapılır?

Bu başvuru, deportun gerçekten yakın olduğu aşamada anlamlıdır. Çünkü mekanizma “acil tedbir” niteliğindedir. Deport tarihi belli olmuşsa, kişinin transferi günler hatta saatler içinde bekleniyorsa, başvurunun aciliyeti daha net ortaya çıkar. AİHM resmi sayfasında bu tedbirlerin yalnızca yakın zarar riski halinde değerlendirildiğini vurgular. Bu nedenle dosya henüz çok erken aşamadaysa veya aciliyet yeterince somut değilse, tedbir talebi Rule 39 kapsamı dışında görülebilir.

Rule 39 başvurusu kabul edilirse ne olur?

Mahkeme tedbir verirse, ilgili devletten başvurucu hakkında belirli bir işlemi geçici olarak yapmamasını ister. Deport dosyalarında bu genellikle “kişiyi şu aşamada göndermeyin” anlamına gelir. AİHM içtihadına göre devletlerin Rule 39 tedbirlerine uymaması, bireysel başvuru hakkının etkinliğini zedelediği için AİHS madde 34 bakımından sorun doğurabilir. Mahkeme, bu tedbirlere uyulmamasını açıkça Sözleşme yükümlülüğü ihlali olarak değerlendirmiştir.

Rule 39 kalıcı oturum sağlar mı?

Hayır. Bu çok önemli bir noktadır. Rule 39, kişiye Hollanda’da otomatik olarak oturum vermez. Sadece sınır dışı işlemini geçici olarak durdurur ve Mahkemenin başvuruyu inceleyebilmesi için zaman sağlar. Daha sonra esas başvuru kabul edilebilir bulunmazsa veya ihlal tespit edilmezse, tedbir kaldırılabilir. AİHM’nin resmi belgelerinde de geçici tedbirlerin davanın esası hakkında peşin hüküm oluşturmadığını açıkça belirtir.

Başvuruda neler bulunmalıdır?

Rule 39 başvurusunda sadece genel korkular değil, somut ve doğrulanabilir deliller bulunmalıdır. Pratik olarak şunlar kritik önemdedir: deport tarihine veya yakın transfer riskine dair belgeler, ulusal makamların kararları, ülke riskine ilişkin güncel materyaller, sağlık dosyası varsa uzman raporları, aile hayatı iddiası varsa bunun istisnai ve telafisiz zarar boyutunu gösteren deliller. AİHM resmi açıklamasında Mahkemenin tüm ilgili koşulları titiz bir inceleme ile değerlendirdiğini, çoğu dosyada ancak “yaşam ve beden bütünlüğüne yönelik gerçek bir tehdit” gösterildiğinde tedbir verdiğini vurgular.

Rule 39 çok sık kabul edilir mi?

Hayır. Bu yol oldukça istisnaidir. AİHM istatistiklerine göre 2024 yılında geçici tedbir talepleri hakkında toplam 1.630 karar verildi; bunların 371’i kabul, 347’si reddedildi, geri kalan önemli kısmı ise Rule 39 kapsamı dışında bulundu. Mahkemenin güncel bilgi notlarında da çok sayıda talebin kapsam dışı veya reddedildiği görülür. Bu da Rule 39’un “her deport dosyasında otomatik çalışan” bir mekanizma olmadığını açıkça gösterir.

Hangi hatalar başvuruyu zayıflatır?

En sık hata, Rule 39’u son anda ama delilsiz şekilde kullanmaya çalışmaktır. Bir diğer hata, başvuruyu “genel insani mağduriyet” düzeyinde bırakıp, telafisi imkânsız somut riski ortaya koyamamaktır. Mahkeme, sadece üzücü veya zor bir geri dönüş ihtimaline değil; Sözleşme hakkına yönelik yakın, ciddi ve geri dönülemez tehlikeye bakar. Bu nedenle Rule 39, duygusal değil teknik hazırlanması gereken bir başvurudur.

5. İnsani Nedenlerle Oturum

Uzun süreli kalış, çocukların eğitimi ve entegrasyon gibi unsurlar dikkate alınarak IND nezdinde istisnai oturum talep edilebilir.

Bu yol, “geçici bir tedbir ” değil, oturum elde etmeye yöneliktir.

Bu konu ile ilgili detaylı bilgi için sitemizde önceden yayınladığımız  “Hollanda da insani nedenler ile Oturum” başlıklı makaleyi okuyabilirsiniz.  

6. Evlilik Yoluyla Oturum (Aile Birleşimi)

İltica reddi almış kişiler için en önemli alternatif yollardan biri aile hayatı temelinde oturumdur.

Eğer kişi:

  • Hollanda vatandaşı
  • veya yasal oturumu olan biriyle evliyse / birlikteyse

aile birleşimi (gezinshereniging) kapsamında oturum başvurusu yapılabilir.

Dikkat edilmesi gerekenler:

  • İlişkinin gerçek ve sürdürülebilir olması
  • Sponsorun yeterli gelire sahip olması
  • Birlikte yaşamın mümkün olacağı yeterli büyüklükte ve bağımsız bir yaşam alanı  
  • Başvurunun doğru prosedürle yapılması

Bu konu hakkında detaylı değerlendirmeyi, web sitenizde daha önce yayınlanan Hollanda’ya İltica Edenlerin Evlilik Yoluyla Oturum İzni Alması Mümkün mü? başlıklı yazınızda ayrıca ele alabilirsiniz.

7. Çalışma Yoluyla Oturum (Arbeid)

Bazı durumlarda kişi, iltica süreci dışında çalışma temelli bir oturum izni elde edebilir.

Olası yollar:

  • Yüksek nitelikli göçmen (kennismigrant)
  • İşveren sponsorluğu
  • Belirli sektörlerde çalışma izinleri

Ancak:

  • Çoğu durumda başvurunun ülke dışından yapılması gerekir. Hollanda içinden müracaat istisnai bir durumdur. 
  • İşverenin sponsor olması ve bir yıldan uzun süreli iş kontratı olması  zorunludur.

 Bu konuda daha detaylı bilgi için sitenizdeki İLTİCA TALEBİ REDDEDİLEN SIĞINMACI ÇALIŞMA YOLUYLA OTURUM ALABİLİR Mİ ? başlıklı yazıya atıf yapılabilir.

8. Uitstel van Vertrek (Sınır Dışının Ertelenmesi)

Bu kavram çoğu zaman yukarıda 2. maddede detaylı anlatıldığı üzere Sağlık (Artikel 64) nedeni ile erteleme şeklinde uygulanır. Ancak 3. maddede belirtilen fiili engeler veya 5. maddede belirtilen insani nedenlerin mevcudiyetinde de IND ye müracaat edilerek Erteleme talep edilebilir.

Buradaki çok önemli nokta şudur: bu karar kişiye doğrudan bağımsız ve kalıcı bir oturum statüsü vermez ve  “artık Hollanda’da oturum aldı” anlamına gelmez; yalnızca “şimdilik sınır dışı edilemez” sonucunu doğurur.

Sonuç: Stratejik Yaklaşım

Raad van State (Danıştay)  kararı  sonrası süreçte:

  • Klasik iltica yolları büyük ölçüde kapanır
  • Ancak alternatif hukuki zeminler hâlâ mümkündür

En etkili yaklaşım:

  1. Yeni olgu varsa → yeniden iltica
  2. Sağlık durumu varsa → Artikel 64
  3. Risk varsa → AİHM
  4. Aile bağı varsa → evlilik temelli oturum
  5. İş imkânı varsa → çalışma temelli oturum
  6. Uzun kalış varsa → insani nedenler ile başvuru

Son Söz

Bu aşamada yapılacak başvurular:

  • Teknik olarak doğru kurgulanmalı
  • Delillerle desteklenmeli
  • Bir bütün strateji içinde yürütülmelidir.

Yanlış veya eksik başvurular, mevcut tüm ihtimallerin kaybedilmesine yol açabilir. Bu nedenle alanında uzman kişi ve kurumlardan destek alınması ve detaylı bir çalışma yapılarak müracaat edilmesi tavsiye edilir. 

Tüm bu konularda bizden her zaman destek alabilirsiniz.

Saygılarımızla 

Avukat HHT DANIŞMANLIK  

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *