Göçmen Gözüyle

BIR GÖÇMEN GÖZÜYLE

Hollanda Danıştayı tarafından verilen ezan kararı: Din Özgürlüğü ve Aidiyet

 “Ben artık yeni bir Hollandalıyım, ama ana vatanımdaki ezan sesi hâlâ içimde yankılanıyor

Yıllar önce bu ülkeye geldiğimde, “özgürlük” kavramını kitaplardan değil, hayatın içinde öğrendim.Zira her yerde özgürlüğün izleri vardı.

Hollanda’da ilkbaharda çiçeklerin açtığı o sessiz sabahlarda, kuşların o güzel  seslerini duyduğumda huzur hissederdim.

Herhangibir ibadethaneye girdiğimde duyduğum sesler de huzur verir bana . Bir camide ezan sesi duyduğumda, aynı huzurun başka bir tınısı yankılanır içimde.

İnançların farklı sesleri  bu ülkenin çok kültürlü ruhunun bir parçasıydı. Bir yanda kilise çanının diğer yanda camilerin ezan sesleri.  

Son günlerde Hollanda Danıştayı’nın (Raad van State) verdiği bir karar, bu seslerin geleceğiyle ilgili önemli bir dönüm noktasına işaret ediyor.Karar  doğrudan ezanla ilgili değil; bir caminin kapatılmasını talep eden bir başvurunun reddedilmesi üzerine verilmiş..

Ancak Danıştay çok açık bir mesaj vermiş

Belediyeler veya yöneticiler, bir dini topluluğun faaliyetini sınırlandırmak istiyorsa, bunun için açık, meşru ve orantılı bir yasal dayanak olmalıdır.”

Yani artık hiçbir makam, “toplum rahatsız oluyor” diyerek bir camiyi susturamayacak, bir ibadet alanını keyfi biçimde kısıtlanamayacak..

Bu karar bizlere bir kez daha Hollanda hukukunda din özgürlüğünün koruma sınırlarını yeniden hatırlattı.

Bir Türkiyeli göçmen olarak, yıllarca “uyum” kelimesinin gölgesinde yaşadım.

Uyumdan beklenen bazen sessiz kalmaktı.

Sesimizi yükseltmeden, kimliğimizi fazla görünür kılmadan, “iyi göçmen” olmamız bekleniyordu.

Ama şimdi, Hollanda vatandaşı olarak sormak istiyorum:

Ezan sesi bu ülkenin sessizliğini mi bozuyor, yoksa çeşitliliğini mi yansıtıyor?

Bu ülkenin kilise çanları sabahları yankılanabiliyorsa, camilerin  ezanı da  inançlara saygılı bir şekilde yapılacak makul düzenlemeler ile ibadet saatlerinde okunabilmeli değil mi?

Bu yalnızca din özgürlüğü değil, aynı zamanda eşit yurttaşlık meselesidir. Bu mesele azınlıkların daha fazla haklar kazanması değil bireysel bir özgürlük meselesidir.

 Ben bu kararı, sadece hukuki değil, ahlaki bir hatırlatma olarak da görüyorum.

Devletin görevi, inançların sesini kısmak değil; o seslerin birlikte var olabileceği bir düzen kurmaktır.

Danıştayın bu yeni kararı, din özgürlüğünün “izin verilen” bir ayrıcalık değil, devredilemez bir hak olduğunu yeniden hatırlatıyor.

Ve bu hak, sadece minarelerde yankılanan sesle değil, herkesin içindeki inançla da ilgilidir.

Hollanda inanclara ve ibadetlere gösterdiği derin hoşgörü ile bu zamana kadar tüm dünyaya  örnek olmuş bir ülkedir.

 Bu karar , son dönemlerde artan aşırı fikirler ve toplumun önemli bir kesimini öteki gören anlayışlara verilmiş olan guzel bir cevaptır. 

Müslüman topluluklar için ezan sesi, birlik ve beraberliğin bir ifadesidir.

Bu ses, “bizim de bir çağrımız var ” demenin en barışçıl halidir. Bu çağrı bir araya gelme , bir olma ve bir olana birlikte yönelme çağrısıdır.Aynı kilise ve havralarda olduğu gibi birlik ve beraberliğe bir çağrıdır.

Ancak bu sesin her yükselişi, politik tartışmalarda hedef haline geldiğinde, göçmenler olarak şu soruyu kendimize sormalıyız:

Biz sadece vatandaş mıyız, yoksa hâlâ açıklama yapmak zorunda kalan yabancılar mı?

Danıştay’ın bu kararı, işte bu çizgiyi bulanıklaştıran politikalara karşı güçlü bir koruma getiriyor.

Hollanda, benim artık hukuken ve kalben ait olduğum ülke.

Bu ülkenin özgürlüğü, sessizliğinde değil; farklı seslerin bir arada yankılanabilmesinde yatıyor.

Ezan da, kilise çanı da, sinagog duası da bu ülkenin kimliğinin parçalarıdır.

Raad van State’in kararı, bana şunu hatırlattı:

Gerçek entegrasyon, kendi sesini kaybetmeden bu ülkenin ortak korosuna katılabilmektir.

Yeni  Hollandalı  bir müslüman olarak ben de  bu koroda kendi sesimin yankılanmasından gurur duyuyorum.

Birlik ve beraberliğimizi arttıracak her sesin de deĝerli ve saygıyı hak ettiğine inanıyorum. 

Adaletin topluma bakan yönünün de  bu olduguna inaniyorum. 

Umarım bu ortak ve güzel koro hic durmadan birlik ve beraberlik  şarkılar söylemeye devam eder. 

Son olarak bence; 

 “İnançların  sesleri, birlik ve beraberligin en guzel ifadesi olup yalnızca ibadet yerinde  değil, toplumun vicdanında ve  adaletin kalbinden yükselir.”

Av. H.Hüseyin TANRIVERDİ 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir